Hayatım boyunca aklın ışığından ayrılmamaya, ama aynı zamanda insana ve topluma daima vicdanın penceresinden bakmaya gayret ettim. Doğrunun, haklının ve adaletin peşinden giderken, dayanışmanın iyileştirici gücüne inandım.
Uzun yıllar eğitim ve teknoloji alanında projeler ürettim. Attığım her adımda kendime hep şu soruyu sordum: "İmkanları ve bilgiyi sadece gücü yetenlere değil, Anadolu'nun en ücra köşesindeki bir çocuğa nasıl ulaştırabiliriz?" Benim için teknoloji sadece bir araç değil; yoksulluğu yenmenin, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamanın ve çocuklara adil bir gelecek sunmanın köprüsüdür.
Hayatta başımıza gelenleri her zaman seçemeyiz, ancak onlara nasıl tepki vereceğimizi biz belirleriz. Krizler karşısında öfkeye yenilmemeyi, sorunlara bağırarak değil, akılla ve sağduyuyla yaklaşmayı ilke edindim. Bu sakin duruşum haksızlıklara susmak değil; aksine, karanlığı aydınlatmak için en doğru adımı atma kararlılığıdır.
Yıllardır eğitimde ve toplumsal projelerde savunduğum bu değerleri, artık daha geniş bir dayanışmayla büyütmek gerektiğine inanıyorum. Toplumumuzdaki derin yoksulluğu, adaletsizliği ve giderek daralan özgürlük alanlarını sadece uzaktan izlemek, bu ülkenin bir yurttaşı olarak bana hiçbir zaman yetmedi.
İnandığım hak, hukuk ve sosyal adalet ilkelerini yıllardır hayatın içinde ilmek ilmek işlediğim gibi, bugün de toplumsal mücadelenin her alanında aynı kararlılıkla sürdürüyorum. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, emeğin hakkını aldığı ve herkesin bir arada kardeşçe yaşadığı o adil düzeni kurmak için omuz omuza çalışmaya devam ediyorum.